17 Aralık 2016 Cumartesi

Hong Kong Gezisi 2. Gün

Sabah kalkınca yanımızda getirdiğimiz peynirimizi zeytinimizi yeyip güne hazırdık. Otelden inince karşımızda Starbucks vardı, kahvelerimizi alıp gezmeye başlayalım diye girdik ama fiyatlar uçmuş. En küçük boy latte 20TL'ye geliyordu. Sadece bakıp çıktık ;))


İlk günki gezimiz Lantau Island'a idi. Dünya'nın en büyük oturan budasını görmeye. Ve bu yolcuğu 5.7 km.'lik uzunluktaki teleferikle yaptık. 




Ngong Ping 360'a giden teleferikler MTR turuncu hat son durakta (Tung Chung). Biz Tsim Sha Tsui durağından kırmızı hatta bnip turuncu hatla kesiştiği bir durakta aktarma yaptık. 


Teleferikte inanılmaz bir bilet kuyruğu vardı. Biz bu kuyruğa girmedik çünkü bir deli cesaretiyle sokakta teleferik bileti satan birilerinden bilet aldık. Ya dolandırıldıysak diye korktuk ama biletler geçerliymiş:) Bilet sırasını es geçtik ama teleferiğe binmek içinde baya bekledik. Gidiş geliş teleferik bileti yanlış hatırlamıyorsam 185 HK idi biz sokak satıcılarından 170HK'a aldık.




5.7 km.'lik teleferik yolculuğu güzel bir deneyimdi, eğer Lantau'ya gelicekseniz ve hava iyiyse mutlaka teleferikle gelin. İndiğimiz yer küçük bir köy gibiydi. Sırasıyla souvenir shoplardan sonra tam 268 basamak çıkıyor karşınıza Big Buddha'nın yanına çıkmak için. Ve azimle o merdivenleri çıkıp muhteşem manzaranın tadını çıkardık.

Ngong Ping 360, Hong Kong
Big Buddha, Hong Kong

Big Buddha'dan Po Lin Monastery

Big Buddha'dan sonra Po Lin Monastery'i ziyaret ettik ve et yemeyen budistlerin küçük bir kantininde bir şeyler atıştırdık. Jelly cake, spring roll, sesame dumpling yediğimiz şeyler arasındaydı. En güzel sebzeli spring roll'dü.



Big Buddha, Hong Kong

Dönüşte teleferiğe binmeden önce Starbucks'ta kahve içip dinlendik. Burdaki fiyatlar şehre göre daha fazlaydı ama mug aldığım için istrdiğim bir küçğk boy içecek bedavaydı. Tercihimi Teavana Matcha Latte'den yana kullandım. Yeşil renkte çok yumuşak içimli bir kahveydi.





Bu arada her yerde hem şehirdeki parklarda hem burada public toilet'lar var ve inanılmaz temizler. Tuvalet kağıdı, havlu kağıdı, klozet kapağı dezenfenktanı ile benden 10puan aldı.


Dönüşte teleferikte indiğimiz yerde Citygate Outlet vardı. Gezmeyi çok istediğim, bu şehirde vergi olmadığı için her şeyi çok ucuza alabileceğimi düşündüğüm avm, fakat yanılmışım. Her şey çok pahalıydı, Hong Kong gibi :) İndirimli fiyatlar bizim buraların sezon fiyatından daha pahalıydı. Bence özellikle gelmeye değmez, geçerken uğrayabilirsiniz. 


Şehre döndüğümüzde akşam olmak üzereydi ve karnımız acıkmıştı. Foursquare de nerede yemek yeriz diye araştırırken yerel tadları, dim sumları helal yiyebileceğimiz bir yer buldum; Islamic Center Canteen. Wan Chai ya da Causeway Bay duraklarının birinde inip yürüyebilirsiniz. Her iki durağa da aynı mesafede. Özellikle dim sum yemek için gelmiştim; ama dim sum servisleri öğlen 3'e kadarmış. Biz de pilav üstü tatlı ekşi soslu tavukla, ismini hatıramadığım yine pilav üstü et tercih ettik. Gayet başarılı ve lezizdi.




Artık akşam olmuş hava kararmıştı. Ladies Market'a gitmenin tam vaktiydi. Islamic Center Canteen'den Wan Chai metro durağına yürüdük. Admiralty durağında inip kırmıza hatta geçtik. Ladies Market kırmızı hatta Mong Kong durağında. Bu durakta inip Nelson caddesine yürüyünce pazarı görüyorsunuz. Ladies Market'ta Temple Night Market'a benziyor. Hatta daha iyi diyebilirim. Çok sıkı pazarlık yapmanız gerekiyor. Ben Çinlilerin bu huyunu sevmiyorum, Pekin'de de böyleydi. Fiyat söylüyorlar, çok pahalıymış diyorum, tamam sen ne kadar verirsin diyorlar, söylediklerinin yarısını söylüyorum, yok veremem o fiyata diyor, tamam almıyorum o zaman deyip gidiyorum, arkamdan koşuyor tamam şu fiyat olsun diye, bu döngü baya bi devam ediyor ve nerdeyse 10 da 1 fiyatına alıyorum almak istediğim şeyi. Her tezgahta bu pazarlığı yaşamaktan dolayı alışveriş yapmaktan sıkıldım, ama en azından hediyelik birkaç parça şey aldım burdan.

Mong Kong, Hong Kong

Buraya kadar gelmişken internette methini çokça duyduğum Mong Kong Computer Center'a girdik. Vakit çok geç olduğundan herhalde çoğu dükkan kapanmıştı, açık olanlar da pek bize hitap etmedi, almaya değecek bir şey yoktu bence.





Bütün gün o kadar gezmiştik ki ayak tabanlarımı artık hissetmiyordum. Otele dönüp güzel bir uyku çekmenin vakti gelmişti :)

Hiç yorum yok: