8 Ekim 2014 Çarşamba

Bayram Gezmesi (Şeker Bayramı)

Benim için bayramların bir heyecanı kalmadı artık. Çalıştığım işten dolayı resmi tatilim olmadığı için nöbet iznim denk gelirse bayramda izinli olabiliyorum sadece. Bu sene şansım yaver gitti bayramın ilk günü sabah nöbetten çıktığım için 1. ve 2. günü izinliydim. Her ikimizin de memleketleri uzak olduğu için  2 günlüğüne arabayla gidip geri gelmek yorucu olucak pek bir şey anlamayacaktık. Evde de durmak istemediğimiz için ben nöbetten çıkınca uçakla İstanbul'a gittik orada araba kiraladık. İki günde çok ama çok gezdik.

Kahvaltıyı Riva Paşamandıra Köyü'nde nehir kenarında, sadece kuş ve tavuk seslerinin olduğu bir ortamda yaptık. Ha bir de uzakta otlayan ineklerin çan seslerini unutmamak lazım :) öyle huzurlu bir ortamdı ki hiç kalkmak istemedik; ama gezeceğimiz daha çok yer olduğu için yola çıktık.

Şile
Şile ve Ağva hep görmek istediğim yerlerdendi. Önce Şile'ye uğradık. Hava öyle sıcak ve nemliydi ki nefes almakta zorlanıyorduk. Şile pek umduğum gibi bir yer değilmiş. Biraz hayal kırıklığına uğradım açıkçası. Denize girmek için bir hazırlığımız ollmadığından biraz dolaşıp Ağva'ya devam ettik.

Ağva feci kalabalıktı, bayram tatili olması sebebiyle. Sahil ve piknik alanı tıklım tıklım doluydu. Biraz dolaşıp soluğu Göksu Nehri kenarındaki Beyaz Ev'de aldık. Beyaz Ev, instagram'da çok severek takip ettiğim Rengin'in sahip olduğu mekan. Paylaştığı fotoğraflarda otelinin ne kadar zevkle dekore edildiğini ne kadar huzur verici bir yer olduğunu görüyordum, yakından da teyit etmiş oldum. Gideceğimden haberi yoktu. Beni karşısında görünce 'Aaa Miss Sensible' diye şaşırmasını unutamıyorum :)))) öyle hoş sohbet, öyle tatlı dilli, öyle sevecendi ki kısa ziyaretimiz sırasında kendisini çok sevdim ve ilk fırsat bulduğum anda daha uzun kalmak istediğimi de söyledim.

Beyaz Ev, Ağva w/Rengin :)

Bayram dediğin birazda akraba ziyareti içerir di mi :) İstanbul'a dönüşte Üsküdar'daki akrabalarımızı ziyaret ettik. Çok güzel vakit geçirdik. Uzunca süredir görüşemediğimiz için konuşacak çok şey birikmişti.

Kız Kulesi, İstanbul
Akşama doğru karşıya geçtik. Hiç trafik yok diyorlardı İstanbul'da yalanmış. Köprüde bildiğin trafik vardı, sonrasında sahil yolunda da. İstikamet Ortaköy'dü baktık Beşiktaş - Ortaköy arası çok sıkışık geri dönüp yukarlarda Bebek'e inip geldik Ortaköy'e. Ama ne dar sokaklardan indik, araba sığmayacak diye korktuk :))

Ortaköy de çoook kalabalıktı. Elimize kumpirlerimizi aldık oturacak yer bulamadık. Biraz ayakta takıldıktan sonra deniz kenarında bir bank boşaldı :)) Deniz havasını da aldığımıza göre artık dinlenme vaktiydi. Otelimiz eski İstanbul'da Balat'taydı. Sokaklar beni biraz ürkütse de otelimiz nezihti ve tek Türk aile bizdik :))

Ertesi sabah daha önce ziyaret etmemin nasip olmadığı Eyüp Sultan Hazretlerini ziyaret ederek başladık güne. Bana manevi olarak çok huzur verdi orası, bol bol dua ettim.. Fırından yeni çıkmış simitlerden aldık. İçim huzur dolu ayrıldım ordan.

Ve yine bir bayram ziyareti,  bu sefer amcamlara. Öğlene kadar da onlarla vakit geçirip kocamın hasretiyle yanıp tutuştuğu okuluna vardık. Sarıyer'in sırtlarında yeşillikler içindeki Koç Üniversitesi'ne. Adım adım gezdik, anılarını tazeledik beraber. Ben nasıl ki ODTÜ'yü çok özlüyor her gittiğimde hoşuma gidiyorsa onun da öyle hoşuna gitti kısacık ziyaretimiz. Rumeli Fenerini de gezip tekrar geçtik karşıya.

Beyaz Ev, Ağva, İstanbul
 Karnımız acıkmıştı ya özlemini çektiğim Çengelköy Kokoreççisinde aldık soluğu. Of bi yedim bi yedim :)) çayımızı da Tarihi Çınaraltı Kahvehanesi'nde içtik; ama deniz kenarında yer bulamadık :(( ne kadar otursak da manzaraya doyamadığımız için yine bir bayram ziyareti için kalktık.

Dayımları ziyaretle İstanbul ziyaretimize nokta koyduk. Çok keyifli vakit geçirdik beraber. Yine bol bol yemek yedik :)

Ve gece uçağımızla döndük Ankara'ya..






Hiç yorum yok: