7 Mayıs 2013 Salı

İstanbul Kaçamağı

Geçtiğimiz haftasonu benim vardiyamın ayda bir haftasonuna dek geldiği tatil günlerimdi. Eşimin de İstanbul'da olması sebebiyle ben de Cumartesi sabah nöbet çıkışı İstanbul'a gittim.

Prime  Class Lounge, Esenboğa Havalimanı
Tabi gezmeye gidicem diye heyecanlıyım ya uyku filan aklıma gelmiyor. Aksilik olucak ya illa İstanbul'daki sis yüzünden yarım saat gecikmeli kalksakta sağ salim indim İstanbul'a.

İlk önce eşimin üniversiteden arkadaşı ve eşiyle buluştuk Kadıköy'de ve Kız Kulesi manzarası eşliğinde "Filizler Köftecisi"nde harika bir kahvaltı yaptık. Manzara o kadar güzeldi ki bakmaya doyamazken bir sis çöktü denize ve tüm vapur seferleri iptal oldu.



Kahvaltıdan sonra karşıya geçeceğimizden canımızı bu duruma çok sıkıldı :( tıpış tıpış halk otobüsünün kuyruğuna girdik ve yaklaşık 2 saatte ve ayakta karşıya geçebildik.

Benim yorgunluğum tabi ikiye katlandı daha gezemeden; ama Şuşumla Taksim'de buluşacağımdan ayrıca heyecanlıydım. Eşimin biraz işinin olması sebebiyle biz kızkıza takılabilecektik. Taksim meydanda buluştuktan sonra deniz kenarına inelim diye yürüye yürüye Beşiktaş'a geldik.

Miss Sensible & Şuşu @ Ortaköy Sahil
Sahilde oturup uzun uzun hasret giderip çayımızı içtikten sonra yine yürüyerek Ortaköy'e geçtik. Kendime hayran kaldım doğrusu. Hem nöbetten çıktım hem de yürüyerek İstanbul'u gezdim :)

Ortaköy'de hem kumpir hem waffle yiyecektik güya ama ben kumpir yedikten sonra kesildim :( ve o güzelim Ortaköy waffle'ından yiyemedim :( Görüşmeyeli o kadar çom olmuştu ki saatin nasıl geçtiğini anlamadık ve artık akşam olmuş ayrılma vakti gelmişti. Şuşumu gönderdikten sonra eşimle Arnavutköy'e doğru yürümeye başladık.

Eşimin abisi ve eltim zaten yoldalardı. Arnavutköy'de buluşup balık yiyecektik o akşam. Biz de yoldan yavaş yavaş yürüyelim onlar bizi görünce alırlar dedidk; ama İstanbul trafiğinin azizliğine birkez daha uğrayıp onlardan önce yürüyerek Arnavutköy'e vardık :))) İstanbul sandığımdan daha soğuk çıktı. Üzerimde kendi montum olmasına rağmen üşüdüğümden bir de eşimin montunu giydim. :))

Nihayet buluşup balıklarımızı afiyetle yedikten sonra saat 11'i geçiyordu. Artık ben daha fazla dayanamadım ve eve döner dönmez uyudum :))

Ertesi sabah yine arkadaşlarımızla (tesadüfen İstanbul'da olduklarını öğrenince) Tarabya sahilde buluşup bir güzel kahvaltı yaptık ve yürüyüş için Belgrad Ormanı'na gittik. Allah'ım şehrin ortasında bu kadar huzur verici bir yer olabilirmi?? O kadar keyif aldık ki o yürüyüşten, bir de üzerine "Huzur Sokağı" dizisinin çekimlerine rastladık :)
Belgrad Ormanı'na giderken
 Onlar Ankara'ya dönecekleri için Belgrad Orman'ından sonra yola çıktıklar biz de Yıldız Korusu'na. Hep görmek istediğim; fakat daha önce hiç nasip olmayan bir yerdi benim için Yıldız Korusu. Yine şehrin tam ortasında böyle nefes alınacak bir yer olması beni mest etti doğrusu. Yürüdük, oturduk, çimlere bastık yalın ayak..
Belgrad Ormanı
Artık yavaş yavaş akşam oluyordu. Tekrar İstiklal'e gidelim dedik; ama gitmez olaydık. Resmen insan yığını.. Caddede insan kafasında başka bir şey gözükmüyor. Kalabalığa dayanamayıp eve döndük.

Uçağımız yine karşıdan olduğu için sabah yapamadığımız vapur gezimizi akşam Kadköy'e geçerek tamamladık :) Ve sonra ver elini Ankara..



2 yorum:

Yeşim - Nils Mum dedi ki...

Valla bravo, o yorgunluğun üstüne İstanbul'u ciddi gezmişsiniz. Geçen hafta gelmiş olsaydınız hava inanılmaz sıcaktı ama bu hafta tam tersi. Deniz otobüslerinin iptaline üzüldüm çünkü yol azap olmuş:( Yine de hoş vakit geçirmişsiniz. Bir dahaki gelişinde haber ver Niloşla seni gezdirelim:)

Miss Sensible dedi ki...

@ Yeşimcim, hem yorulup hem de süper gezdik ya değdi walla :) İstanbul'u sadece gezmek için seviyorum :) Ay canım ne güzel olur, şöyle geniş vaktim olsa İstanbul'a geldiğimde haber vermez miyim hiç.. Siz de Ankara'ya geldiğinde haber ver ODTÜ'de hasret gideririz :))