27 Ağustos 2012 Pazartesi

Gezi Notlari 1. Gün: Saraybosna

Cuma günü önce Thy ile Ankara'dan İstanbul'a oradadan da Bosna Havayollari ile Saraybosna'ya uçtuk. İstanbul Saraybosna arasi yaklasik 3 saat sürüyor. Zaman olarak bizden 1 saat geri olduklari icin oraya vardigimizda tatilimize +1 saat eklenmiş oldu. Gezi planimizda 3 şehir vardi: Saraybosna, Mostar ve Dubrovnik. Saraybosna'da 2 gün gecirecegimiz icin acele etmeden sakin sakin gezmeyi planladik.

Gezi notlarima başlamadan once Bosna Havayollari ile ilgili birkac eklemem var. Atr72 (pervaneli uçak) ile yolculugumuz gerceklesti. 3 saatlik yol da olsa sonucta uluslararasi uctugumuz icin bana biraz garip geldi boyle bir ucakla ucmak. Bir de ustune koltugum tam pervane hizasindaydi, sesten basim agridi gidene kadar. Gelelim ikramlara.. 3 saatlik yolculuk boyunca iki kere icecek servisi oldu bir tane de kek verdiler :) Bu durumu once yadirgadim ama Saraybosna'da gordugum savaş izlerinden sonra şehrin ancak bu kadar kalkinabilmiş olmasi normal geldi.

Başçarşı, Saraybosna

Saraybosna'ya indikten sonra once otelimize yerlestik. Cok az dinlenmeden sonra tramvay ile "Basçarşi"ya gittik. Biz tramvaya binmeden önce bilet aldik ve biner binmez bastık; fakat goödüm ki hickimse bir kere bile bilet basmiyor bu sehirde. Cok tuhafima gitti bu durum. Tuü kapilar aciliyor, isteyen istedigi kapidan binip iniyor ve kimse bilet basmiyor. Bir tek kisi bile bu durumu kontrol etmiyor. Ayni sey İtalya Roma'da basima gelmis, orda da cok garibime gitmisti.


Bu sehir Osmanli'nin izlerini gormek insanin hosuna gidiyor. Bascarsi'da bu izlerden birisi. Ufak ufak dukkanlar, camiler, koy kahvelerini andiran kahvehaneler, 'Türk çayi bulunur' tabelalari, Türk oldugunuzu ogrendiklerinde 'Buyrun Buyrun' diye gosterdikleri samimiyet, buz gibi su akan ve icilebilen cesmeleri daha aklima gelmeyen nice ayrinti sanki memleketimdeymis hissini uyandirdi. Bascarsi'da genel olarak bakirdan yapilmis fincanlar, tepsiler, cezveler ve sus esyalarini bulabilirsiniz. Aslinda satilan seylerin Türkiye'den pek bir farki yok onun icin alisveris yapmak icin kendimi kasmadim. Sadece bana oralari hatirlatacak birkac magnet ve sus esyasi aldim. Gelelim Bosnak kahvesine.. Turk kahvesine benzeyen Bosnak kahvesi sunum itibariyle bizimkinden ayriliyor. Tat olarak pek farki olmasa da birkac paket almayi ihmal etmedim :)







Bascarsi'da gezmemizin ardindan İzzet Aliyabegovic'in kabrini ziyarete gittik. Hem onun hem de sehitlerin... O kadar duygulandim ki o sehitlikte... İnsanlar ne kadar aci cekmis ne kadar kayip vermisler savas sirasinda.. İnsanin ici parcalaniyor. Mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden..

Geceden uykusuz oldugumuz icin otele tekrar donup dinlenip aksam cikmaya karar verdik. Otele gitmeden kiraladigimiz arabayi aldik. (Burada mazot fiyati bizden daha ucuz, litresi 2,50 TL kadardi.) otelde dinlenip aksam yine bascarsinin yolunu tuttuk. Planimizda cokca methini duydugumuz Cevabi yemek vardi. Bizim koftelere benzese de buranin en meshur yemegi. Porsiyon olarak bizden cok cok fazla ve fiyati sadece 7 TL  :) Bana 1 porsiyon hep fazla geldi. Bir de yaninda istege bagli olarak kaymak getiriyorlar, ben tercih etmedim ama esim cok begendi. Yemegin ustune dondurma iyi gider diye dusunduk. Buradaki dondurmalar gercektennnnn cok guzel; bizim Mado bile yaninda sifir kalir. Topu 1 TL ve lezzetleri muhtesem. Hele Naneli dondurma enfesti, naneli dondurma demisken naneli siyah cay ilk defa Bosna'da gördum ve denemek icin aldim. Eve gelince hemen demledim ve sonuc muhtesem. Birkac paket daha almadigima pisman oldum :(
Gezimizin 1. günü boylece bitmis oldu. Ertesi gun yolculuk Mostar'a oldugundan iyice dinlenmemiz lazimdi..

Hiç yorum yok: