12 Şubat 2011 Cumartesi

Günün özeti

Hızlı birgün daha geride kaldı az önce eve girmemle.
Bu kadar geç saatlere kadar dışarda olmaya alışık olmayan bünyem bu hali kaldıramamış olacakki başım ağrımıyor resmen zonkluyor..
Sebebi az önce izlediğim "Aşk Tesadüfleri Sever" filmi olsa gerek..
Önce güldüren, sonra hüngür hüngür ağlatan sonrada ağlamanın etkisiyle bozulan sinirlerim yüzünden bir de gülme krizi geçirmem.

Tamam başa sarıyorum.
Gece 2 sularında vardım Ankara'ya.. Yine bir özlem duygusuyla yıllarımı geçirdiğim odamda daldım uykuya..
Sabah ailecek yapılan güzel kahvaltının ardından ver elini ODTÜ..
Bu arada Ankara'nın ayazını özlemişim. Biz oralarda kış yaşamıyoruz, Ankara'ya gelince anlıyorum :)
Güzelce yapılan ispatlardan, çözülden "differential equation"lardan sonra tekrar eve geldim, annişle kardeşimi aldıktan sonra doğru Ankamall..
İğne atsan yere düşmüyor, öyle kalabalık ki ve öyle indirim var ki her yerde..
Koskoca mall'de adım adım yürüyerek gezdik :)
Bu gezmeden elde ettiğim kâr ise "Charles & Keith"dan aldığım pudra rengi çanta :))

Geze geze yorulduğumuz için tekrar eve geldik babişi de alıp ailecek güzel bir yemek yemeye gittik :)
Üç katlı pasta değildi yediğimiz, üç katlı kebap :)
Sunum çok güzeldi, aslında klasik kebapçı sunumu:) Karışık kebap ama 3 ayrı katta sunulanından :)
Bizimkiler yaptıkları diyeti filan unuttular, artık hepimizin karnı ağrıyordu yemekten :)
Neyse afiyetle yedikten sonra, tekrar eve geldik, annişle babişi bıraktık ve kardişle yine Ankamall..
Bu defa film için, "Aşk Tesadüfleri Sever" için..

Bu filme gitmek hiç aklımda yoktu. Hatta "Eyvah Eyvah"a gittiğimizde filmden önce fragmanı gösterilmişti ve itiraf ediyorum klasik Türk filmi diye düşünmüştüm.. Şimdi sözlerimi geri alıyorum.. Sonrasında blogger arkadaşlarımda okuduğum yorumlardan sonra gitmeleyim diye düşündüm..
Evet klasik Türk filmi ama kalbe dokunanından, işleyeninden..
Hatırladığım kadarıyla birkaç filmden gözlerim yaşlı ayrıldım şimdiye kadar;

Babam ve Oğlum
Issız Adam
ve
bir de bu..

Ne müthiş bir finaldi, dokunaklı, Şebo'nun harika sesinden "Hoşçakal" ile..

Filmin çoğunluğunun Ankara'da geçmesi de ayrı bir hava vermiş filme, özlediğim Ankara'yı öyle güzel sunmuş ki..

Tavsiyem izlemeniz yönünde.. Ben ki "aşk"a çok da inanmayan bir insan bu filmden sonra ne güzelmiş aşık olmak dedim ve uzun zamandır bu duyguyu yaşamadığımın farkına vardım..

4 yorum:

stylebyDemLin dedi ki...

:) canım bende de durum aynı eve geleli 20 dakika oldu ve hala kendime gelemedim.film inanılmaz güzeldi!!! herkese izlemesini tavsiye ediyorum bendeeeee...

Miss Sensible dedi ki...

stylebyDemlincim, tadı damağında kalıyor değil mi? :)

habinos dedi ki...

ağlanacak gibiyse ben gitmem ama ...
kardeşimde öyle dedi ... :(

aşk tesadüfleri sever ama ben sevmiyorum galiba :)

Miss Sensible dedi ki...

Habinos, bloguma hoşgeldin :) Ağlamak da bazen gerekli, rahatlıyor insan :) bir de aşk bu kadar tesadüfleri sevmiyor bence :)