9 Mayıs 2010 Pazar

Yeni bir şehir, yeni bir başlangıç..

Ankara'ya veda ediyorum bu hafta.
Denizli'ye gidiyorum. Hiç hesapta yokken burdan ayrılacağım nereden çıktı şimdi bu ani gitme!
Öylesine başvurduğum bir iş, mülakata davet edilişim, kabul edilişim ve işe başlama çağrısı..

Bu kadar zor olacağını tahmin etmiyordum. Başbakanlığa bağlı bir kurum iş ilanı verdi, aman ne olcak ha Ankara ha Denizli benim için dedim başvurdum. Hatırlarsanız Denizli'ye gidişimi yazmıştım geçen ay. Sonra kabul edildim ve nasıl sevindim. 1 kişi alınacak o da ben oldum.. ama ipler işe başla çağrısının gelmesi üzerine koptu :(

Gideceğim kesinleşince nasıl üzüldüm. Gidip ev tutma vakti yaklaşınca annem (canım fedakarım benim) bir sürü eşya alınacak bari mutfağına masraf etme deyip ne v arsa ikiye bölüp bana verdi ve hiçbir mutfak eksiğim kalmadı. Eşyalar kolilenip arabaya yerleştirdiğimizde artık boğazımdaki düğüm çözüldü ve sabaha kadar ağladım :(

Bu satırları yazarken bile ağlıyorum, şu an Ankara'da odamda olmama rağmen.

Ve gittik Denizli'ye. Küçük bir şehir ama şirin. İnsanları çok cana yakın. Genel sekreterimiz bile benim o halimi görünce nasıl teselli ediyor beni :)

Ev tuttuk, kiralar uçmuş orada, sanki Ankara'nın Çankaya'sından ev tutuyoruz. Eşya aldık, yerleştirdik. Hiç bekar evi gibi değil. Her şeyim en yenisinden oldu, babam sağolsun:))

Ve 1 hafta izinliyim, Ankara'ya bugün geri döndük. Teslim etmem gereken ödevlerim, sınavlarım var bu hafta. Onları halledip haftaya Pazar tekrar gideceğiz... Annemler yalnız bırakmıyorlar beni sağolsunlar..

Bugün geri döndüğümüzde ne kadar özlediğimi anladım Ankara'yı.. Hiçbir özelliği olmamasına rağmen yine alışmışm işte bu şehre..

Mecburum alışmaya oraya da..

Bir gün ayrılacaktım bu evden, şimdi olması daha iyi oldu. Biraz alışmam lazım annemden uzak yaşamaya, yoksa hiç kopamazdım :)

Şimdilik böyle durumlar bende..

Hiç yorum yok: